Özel Arama

ağız kokusu için bitkisel öneriler



A
ğız kokusu sadece insanın kendisini değil çevresinde bulunan insanları da rahatsız eder. Ama kimi insanlar ne yaparsa yapsın ağız kokusundan kurtulamaz. Ağzı kokusunun sebepleri çeşitlidir. Bazan bu koku bir hastalık habercisi de olabilir. Mutlaka bir doktora giderek gereken muayene ve tetkikleri yaptırın. eğer hastalık söz konusu değil ise ağız kokusundan kurtulmak için size bir kaç doğal öneride buluınacağız. 1. Tarif :
Malzemeler: Kuru Üzüm Mersin Ağacı Yaprağı Hazırlanışı: Bir su bardağı kuru üzüm ve bir tutam mersin ağacı yaprağı alınarak bir kaba konur. Macun kıvamına getirilene kadar karıştırılır ve yenir. 2. Tarif : Malzemeler: Bal Karanfil Mesleki Tarçın Hazırlanışı: Bütün malzemelerden yarımşar su bardağı alınarak bir kaba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal eklenerek macun kıvamına geldiği zaman yenir. 3. Tarif : Malzemeler: Bal Gül Kuruşu Hindistan Cevizi Karanfil Meyan kökü Öd Ağacı Tarçın Hazırlanışı: Bütün malzemelerden üçer tatlı kaşığı alınarak bir kaba konur. İyice ezilerek toz haline getirilir. Yeteri kadar bal ekle-nerek macun kıvamına geldiği zaman yenir.

 

27/10/2009, Kategori: FAYDALI BILGILER : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Çiğ mi yoksa pişmiş mi


 Çiğ mi yoksa pişmiş mi
Haşlanmış kabakta karaton maddesi etkili bir antioksidandır. Patatesin çok iyi pişirilmesi gerekir. Haşlanmış kabakta karaton maddesi etkili bir antioksidandır. Patatesin çok iyi pişirilmesi gerekir.



Çiğ meyve sebzelerin sağlığımız üzerindeki önemi, ilk kez 80''li yıllarda tıp gündemine oturdu. Yapılan son araştırmalarda ortaya çıkan bir gerçek şu ki, meyve ve sebzelerdeki bazı besinsel değerlerin etkisi, ısınma sonucunda artıyor. Örneğin domates, güçlü bir antioksidan olan ve kanser hücrelerini öldüren “licopen” adlı bir madde içeriyor. Yüksek ısıya dayanıklı olan bu maddenin, ısı derecesi arttıkça gücü ve etkisi 3-4 kat artıyor. Uzmanların araştırmalarına göre, yüksek ısıda uzun süre pişirilen domates salçası ve ketçap kanseri önlüyor.

Çiğ mi, pişmiş mi yiyelim?

Yapraklı sebzeleri çiğ ya da az su ile kısa sürede pişirerek yiyin. Köklü sebzeler ise iyi pişirilmeli aksi taktirde hazımsızlık yapabilir. Brokoli ve lahana gibi sebzeler uzun süre pişirilirse tadı bozulur. Orta boy bir kabak, çiğ ya da az pişmiş yenirtse yetişkin bir insanın günlük folik asit ihtiyacının %50''sini karşılar. Haşlanmış kabakta karoten maddesi etkili bir antioksidandır.

Maydanoz ve biber zengin birer C vitamini kaynağı olduğu için çiğ yiyin. Patlıcan ve patates sinir sisteminin düzenli çalışmasını engelleyen bazı toksit maddeler içerir; ancak iyi pişirildikleri zaman bu maddeler etkisiz hale gelir. Özellikle patatesin çok iyi pişirilmesi gerekiyor. Fileto gibi kemiksiz etleri yüksek ateşte ve kısa sürede pişirin.

Tavuk but orta ateşte veya fırında, tavuk göğüs eti uzun süre ve iyi pişirilmeli. Balığı haşlama, ızgara ya da buğulama olarak hazırlamanızda fayda var. Makarnayı çok pişirirseniz vitamin kaybına uğrar ve hazmetmesi güçleşir.

Pilav ise uzun süre piştiği zaman nişasta ve vitamin değeri azalır. Yumurtayı en yararlı pişirme şekli ”rafadan”dır. Uzun süre pişirirseniz yumurta akında bulunan “avidina” adlı madde, sarısında bulunan besinsel değerleri yok ediyor.

5/4/2007, Kategori: FAYDALI BILGILER : Yorum (1) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

ERKEKLER VE NANE ÇAYI

 

Kadınların tüylenme sorununa çare olan nane çayının erkeklerde cinsel isteksizliğe neden olduğunu biliyor muydunuz?

Süleyman Demirel Üniversitesi Dahiliye Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Numan Tamer, 2002 yılında yaşlı bir hastanın çok fazla nane çayı içtiğini ve erkeklik hormonlarının ölmeye başladığını tespit ettiklerini söyledi.

Bunun üzerine fareler üzerinde nane çayıyla ilgili bazı deneyler gerçekleştirdiklerini dile getiren Prof. Tamer, daha sonra yetişkinler üzerinde araştırma yaptıklarını vurguladı.

Tamer, düzenli olarak nane çayı içen yetişkin erkeklerde cinsel isteksizlik oluştuğunu, kadınlarda ise tüylerin azaldığını kaydetti. 
 

29/3/2007, Kategori: FAYDALI BILGILER : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Keten Tohumu İle Gelen Sağlık

Keten Tohumu İle Gelen Sağlık
 
Keten Tomu için mucize bitki tanınmlaması yapsak sanırım abartmış sayılmayız. Kolesterol düşürücü, felç, kanser, unutkanlık önleyici, bağırsak çalıştırıcı ve temizleyici etkisi bulunan Keten Tohumunu uzmanlar sıvı şeklinde, salataların üzerine serpiştirilerek veya günde bir çorba kaşığı şeklinde tüketmeyi öneriyor.
 
Keten Tohumu İle Gelen Sağlık

Binlerce yıldır bilinen ve kullanılan keten tohumu özellikle mide-bağırsak sistemindeki sorunlar, fazla kilolar, yüksek kolesterol, yüksek kan şekeri, kemik zayıflığı, kalp-damar sağlığı, romatizmal hastalıklar, bazı deri hastalıkları, yaralar ve solunum yolu rahatsızlıkları üzerinde olumlu etki yapıyor.

Keten tohumu somon balığı kadar Omega-3 içeriyor. Bu yağlar özellikle kalp sağlığı açısından büyük önem taşıyor. 

Keten tohumunu cazip kılan bir diğer önemli özelliği, zayıflatıcı olması. Tokluk hissi uyandırarak kişinin daha az yemek yemesine yol açıyor.

Keten tohumu yağı bağırsakları çalıştırırcı, temizleyici ve iç organların yüzeylerini rahatlatıcı olarak kullanılıyor. Ayrıca cildi yumuşatıyor ve öksürüğe karşı iyi geliyor. Ağız boşluğu, boğaz ve diş eti rahatsızlıklarında gargara olarak da kullanılabiliyor.

Öte yandan özellikle vejetaryenlerin keten tohumu almaları öneriliyor. Vejetaryenlerin  ihtiyaç duydukları B12'nin yüksek oranda bulunduğu tek gıda keten tohumu. Dolayısıyla keten tohumu, özellikle vejetaryenler için önem taşıyor.

Son yıllarda keten tohumu, östrojene benzer maddeler içerdiği, menopoza bağlı şikâyetleri azalttığı için de tüketilmeye başlandı.

Keten tohumu yüksek oranda çoklu doymamış yağ asitleri, düşük oranda doymuş yağ asiti, yüksek oranda lifle birlikte bol miktarda potasyum, az miktarlarda ise magnezyum, demir, bakır, çinko ve çeşitli vitaminler içerir.

Keten tohumunu doğal ürün dükkanlarından veya aktarlardan temin edebilirsiniz. Taze olarak tüketilmeklidir, tazeliğini anlamak için çimlenip çimlenmediğine bakabilirsiniz. Çimleniyorsa tüketilebilir.

Keten tohumunu öğütmek için karabiber veya kahve el değirmenleri ya da  bu tip tohumları öğütmek için özel olarak üretilmiş elektrikli öğütücüler kullanılabilir. Keten tohumu oda sıcaklığında bir yıl tazeliğini korur. Öğütülmüş keten tohumu ise 30 gün boyunca hava geçirmez kapaklı bir kavanozda buzdolabında saklanabilir.

 
Keten Tohumu İle Gelen Sağlık

15/1/2007, Kategori: FAYDALI BILGILER : Yorum (1) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

Doğada bulunan şifalı taşlar

09.01.2007
Doğada bulunan şifalı taşlar  
Doğada bulunan bazı taşların yıllardır insanların beden ve ruh sağlığına iyi geldiğine inanılıyor ve bu nedenle bu tür taşlar takı sektöründe oldukça yaygın olarak kullanılıyor.

Bu taşlardan bazılarının beden sağlığına bazılarının ise ruh sağlığına iyi geldiği, bedeni ve ruhi problemlerin çözümüne yardımcı olduğuna inanılıyor. Özellikle insan bedenindeki negatif elektrik ve enerjiyi çekerek insanı rahatlattığına inanılan bu taşlar özellikle takı sektöründe oldukça tercih edilen madenler arasında yer alıyor. Bu taşlardan bazıları şöyle:

- Kuvars Kristali: Oksijen ve silikon bileşiminden oluşan kuvars, dünya yer kabuğunun yüzde 12'sini kaplayan bir maden. Duygusal dengeleyicidir. Beyin fonksiyonlarını uyarır. Kişinin çevresinde oluşan negatif enerjiyi yok ettiği gibi pozitif enerji toplar, aktive eder, biriktirir, geçirir ve kuvvetlendirir. Ayrıca düşünce formlarını aktive eden bir özelliği de vardır. Rüya taşı olarak da bilinen dumanlı kuvarsın umutsuzluğa, üzüntüye, öfkeye, depresyona ve diğer negatif etkilere karşı taş sahibini koruma altına aldığına inanılır.

- Ametist: Kuvars ailesinden mor ya da mavi-mor renkli bir taştır. Ametist, endoktrin ve bağışıklık sistemini kuvvetlendirir, kanı temizler ve enerji verir. Bilinç seviyelerini aktive eder, yatıştırıcı etkisi vardır.

- Yeşim Taşı: Özellikle Çinliler tarafından oldukça fazla kullanılır. Uğur getirmesinin yanı sıra akıl hastalıklarına, dahili hastalıklara, göz bozukluğuna ve kadınların adet ve doğum sancılarına iyi geldiğine de inanılmaktadır.

- Yakut: Elmastan sonra en sert değerli taştır. Kan dolaşımına pozitif canlandırıcı etkisi vardır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Kişiyi sınırlamalarından kurtardığı gibi, kendinden fazla diğerlerini düşünmesine yol açtığına da inanılır.

- Akik Taşı: Bedensel ve zihinsel kuvvetlendirici bir taş olduğuna inanılır. Akik taşının, taşıyanı tehlikeden koruduğu, uyumsuzluklarına son verdiği iddia ediliyor. Akik taşının bunların yanı sıra uykusuzluğa, korkaklığa, karabasana, nazara ve hatta metabolizmanın düzgün çalışmasına faydası olduğuna inanılıyor.

- Lal Taşı: Dairesel veya oval biçimli bir taştır. Üzerinde taşıyanı, bedensel zayıflığa ve acımasızlıklara karşı koruduğu bilinir. Lal taşının bedeni kuvvetlendirdiği, temizlediği ve canlandığına inanılır. Bilhassa kan damarları için çok yararlı bir taş olduğu ileri sürülür.

- Turkuaz: Koyu yeşil renklidir. Turkuaz taşının bütün bedeni kuvvetlendirdiği, hücreleri yenilediği, kan dolaşımı, ciğerler ve solunum sistemini canlandırdığı, ayrıca sakinlik verici ve yaratıcı ifadeye güç kazandırdığına inanılıyor. Turkuaz, duygusal denge, iletişim, sadakat ve dostluğu sembolize eder.

- Oltu Taşı: İnsan bedeni üzerindeki negatif enerjiyi aldığı, bu nedenle stresi azalttığına inanıldığı için yıllardan beri nazar boncuğu ve tespih yapımında sık kullanılır.

9/1/2007, Kategori: FAYDALI BILGILER : Yorum (0) : Yorum yaz! : Arkadaşına Gönder!

<- Önceki Sayfa : ANASAYFA : Sonraki Sayfa ->

Related Posts with Thumbnails http://bitkici.turkceblog.com/